İnegöl Hak Ettiği Değeri Alır'

banner177

İnegöl Hak Ettiği Değeri Alır'

14 Şubat 2018 Çarşamba 16:40
İnegöl Hak Ettiği Değeri Alır'

Afrin ve Ortadoğu’daki Gelişmeler adlı konferans nedeniyle İnegöl’e gelen Prof. Dr. Necmettin Erbakan Vakfı Genel Sekreteri Araştırmacı Yazar, Orta Doğu Uzmanı Doğan Bekin, basın mensuplarıyla kahvaltıda bir araya geldi.
Düzenlenen kahvaltılı programda konuşan İnegöl Erbakan Vakfı İlçe Başkanı İlhan Baykan, “İnegöl’ümüz önemli bir ilçedir. Tarihi geçmişi olan bir ilçedir. Kültür Bakanlığının edindiği bulgularda M.Ö. 3 bin yıllık bir geçmişi olan bir ilçe… Bu bir deneyimdir. Ülke, bölge ve İslam coğrafyası olarak zor bir dönemden geçiyoruz. Böyle bir atmosferde hayat devam ediyor. Tüm kurumlar sorumluluğunu en iyi şekilde yerine getirdiği sürece bu zor dönemi en iyi şekilde atlatırız” Dedi.
İNEGÖL HAK ETTİĞİ DEĞERİ ALIR
Prof. Dr. Necmettin Erbakan Vakfı Genel Sekreteri Araştırmacı Yazar, Orta Doğu Uzmanı Doğan Bekin, “İnegöl gerçekten çok önemli bir mekândır. Milli Görüş açısından da buraya gelince apayrı duygular yaşıyorum. Erbakan hocamız seçim çalışmaları sırasında burada kapıya sıkışmasından dolayı parmağını koparmıştı ve o zaman parmağı kopmasına rağmen onu bir poşetle sarıp ilk işi abdest alması ve namazını eda etmesi olmuştu. Daha sonra mikro cerrahi ile parmağı dikildikten sonra ertesi gün Mardin’de hiçbir şey olmamış gibi mitinglerini aksatmadan sürdürmüştü. Bizzat ben de o mitingde kendileriyle bir aradaydım. Kendisine Allah’tan rahmet diliyoruz. Erbakan hoca İnegöl’ün de altyapısının gelişmesi için Türkiye sathında başlattığı bacasız sanayi konusunda burada OSB’yi oluşturmuştu. Bu bir nevi İnegöl’ün altyapısını da oluşturuyor. Bu bakımdan kendilerine şükranlarımızı ifade ediyoruz. Milli Görüşte İnegöl üzerine düşeni her zaman yaptı, bundan sonra da yapacağına inanıyoruz. İnegöl’ü bir ilçe olarak görmüyorum, sadece mobilya sektöründe Türkiye’nin başkenti değil dünyanın başkenti olma yolunda büyük mesafe kat ettiğini görüyoruz. Burası Ortadoğu ve yakın doğunun en önemli merkezi olma niteliğinde bir yerdir. Erbakan’ın kısa dönemde arzu edip gerçekleştiremediği 82 plakasının da bir an önce ilgili iktidar tarafından göz ardı edilmeden il statüsüne kavuşturulması en büyük temennimizdir. Bu konuda da üzerimize düşen görevi yapmaya hazırız. Bir komite oluşturulması ve il olması konusunda gereğinin yapılması artık kaçınılmazdır. Ortadoğu’da yaşanan durağanlık ve kriz nedeniyle bir darboğaz yaşanıyor. İnegöl’deki mobilya ihracatında bir sıçrama görüyoruz. Burada tekstil gerilerken mobilya sektöründeki ihracat 4,3 oranında artış gösteriyor. Burada gıda sektörü de artış gösteriyor. İhracat yapan firma sayısı da 716 civarında bulunuyor. 777 milyon dolarlık ihracat potansiyeli ile dikkate alınması gereken bir ilçemizdir. Hükümetin de bu gerçekleri göz ardı etmeden gerekli teşvik ve yasal kolaylıklarla ihracattaki zorlukları aşmalarında bir çeşit düzenlemelerle buranın merkez yapılması noktasında önemli bir mesafe kat etmeleri gerektiği inancını taşıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın da sürekli vurguladığı milli ve yerli kalkınmanın ana dinamiğini burada görüyoruz. Yüzde 100 yerli ve milli kalkınmanın asıl merkezi İnegöl’dür. Bunun geliştirilmesi lazım. Türkiye’de diğer şehirlerde üretim yerine tüketim ekonomisi hâkimdir. Büyük sanayici ve firmalar üretim yapmaktan kaçınmakta, kolay yoldan para kazanma yoluna gitmektedirler. İnegöl’ün sanayici ve işadamları ellerini taşın altına koymakta ve Türkiye dar boğazdan geçerken üzerine düşeni yerine getirmektedir. İnşallah bu durum yetkililerin de gözünden kaçmaz ve İnegöl hak ettiği değeri alır.” Dedi.
ERBAKAN HOCAMIZA BORÇLUYUZ
Bekin konuşmasını şöyle sürdürdü; “Bizi can evimizden yakan Ortadoğu’daki yangındır. Ortadoğu yangını hepimizi yakından ilgilendiriyor. Mobilya sektörünün en büyük ihracat mekânları Ortadoğu’dur ve Ortadoğu’nun kılcal damarlarını oluşturan Suriye, Irak gibi bölgelerin savaş ortamında bulunması mobilyacıyı etkilemektedir. Bu yangının bir an önce sönmesini temenni ediyoruz. Yapılacak çok işler, atılacak çok adımlar var. Bizim Kıbrıs çıkarmasından sonra karşı karşıya kaldığımız 2. bir gerçekle yüzleşiyoruz. 1974’te Kıbrıs’a barış gücü gönderildikten sonra ABD Türkiye’ye ambargo uyguladı ve Türkiye’ye karşı ‘Baba Esat’ kartını kullanarak Suriye’nin o dönemki yönetimiyle işbirliği kararı aldı. Daha sonra bu ilişkiler düzelmiş olsa da o günden bu güne kadar Türkiye ve Amerika arasındaki ilişkiler bıçak sırtında gidiyor. Kıbrıs’tan çıkardığımız en büyük ders Amerika’nın uyguladığı ambargo sonucunda Erbakan hocamızın milli harç sanayinin nüvesini oluşturan Roketsan, Aselsan gibi kuruluşların bir an önce faaliyete girerek yerli silah sanayinin faaliyete geçmesi olmuştur. Bugün dışa bağımlı değilsek bunu büyük oranda rahmetli Erbakan hocamıza borçluyuz.”.
ERBAKAN HOCAMIZ DA BU SİSTEME KARŞI GELDİĞİ İÇİN YABANCI GÜÇLERİN HEDEFİ OLDU
“Türkiye neden şuan Suriye topraklarına girme mecburiyetinde kaldı? Bu konuların önüne geçilmezse sıra İran ve Türkiye’ye gelir ve parçalanmaların içinde kendimizi buluruz. Tedbiri elden bırakmadan şimdiden çalışmalar yapmalıyız. Hiçbir zaman ABD ve global güçler Türkiye’nin stratejik ortağı da dostu da olmadılar. Şuanda ABD kuvvetlerinin Suriye’de bulunuş ana nedeni çok düşündürücü şekilde ifade ediliyor. Diyorlar ki; ABD, Sevr’i hazırlayan mantıkla Kuzey Suriye’de yer almaktadır… Bizler büyük bir medeniyetiz. Kökümüz geçmişe dayanan binlerce yıllık bir medeniyetin Anadolu’daki son kalesi konumundayız. Geçmiş iktidarların uyguladıkları yanlış politikalar yüzünden Türkiye, Osmanlı barışı yerine Amerikan barışını ön plana çıkararak yıllarını heba etti. Bunun sonucu olarak geldiğimiz nokta ortadadır. 1950’den bu yana ortaya konulan milli silah sanayimizin yok edilmesinin en büyük nedeni de bu global güçler olmuştur. 1947’lerde İstanbul’da Üsküdar yakınlarında ve diğer bölgelerde silah fabrikalarımız mevcuttu. El altından Müslüman kardeşlerimize, Filistinlilere silah yardımı yapılıyordu. Bu, dönemin iktidarı tarafından açıkça ifade edilmedi. İsrail bütün fabrikaları bombalayıp havaya uçurdu. Sabotaj olarak üstü kapatıldı ama şuan tüm gerçekler bir bir ortaya çıkıyor ve kitaplaştırılıyor. O fabrikanın kurucusu da patlama sırasında hayatını kaybetti. Bunun üzerine yurtdışından silah ve mühimmat ithal etmeye başladık. Erbakan hocamız da bu sisteme karşı geldiği için yabancı güçlerin hedefi oldu.”
İSRAİL AMERİKA İÇİN ÖNEMLİ
Amerika için İsrail in güvenliğinin önemli olduğunu söyleyen Bekin, “Müslüman kanı oluk oluk akarken onlar için önemli değildir. Türkiye AFRİN operasyonunu kılı kırk yararak sürdürüyor, sivillere zarar vermeden devam ediyor. Amerika böyle yapmıyor. Amerika tarihte Kızılderilileri kontrol altına almak için öldürmüştü. Onları köle olarak yıllarca çalıştırdı. Amerika, İslamı bir terör gibi görüyor. Halbuki biz barış dini mensuplarıyız. Bizim dinimiz kardeşlik, barış dinidir. Biz bütün insanların kurtuluşuna vesile olmak istiyoruz.” Dedi.
ŞAPKAYLA ANLATTI
Napolyon şapkasını gösteren Bekin, şapkanın üzerindeki materyellerin anlamlarından şöyle bahsetti; “Amerikalıların, Kılızderilileri öldürdükten sonra soykırım uyguladıklarında generallerin kullandığı şapka bu. Siyonizm adına İngiliz kraliyet ailesinin simgesi, soykırımı simgeleyen kılıç simgesi, aynı şekilde kendileri de bu tüyü kullanarak egemenlik kurmalarının göstergesidir. Bu şapka altında dünyaya kan zulüm ederek idare etmeye çalışıyor. İnşallah en kısa zamanda bizim arzuladığımız Osmanlı, İslam barışının bir an önce dünyaya hakim olacaktır.”.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.