"türkiye’nin Uyarı Ve Tavsiyelerine...."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Batı’da yükselen tehditler, doğuda oluşan hassasiyetler konusunda Türkiye’nin uyarı ve tavsiyelerine dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum” dedi.Erdoğan, “Gazze uygulanan masum çocukların, masum...

banner177

"türkiye’nin Uyarı Ve Tavsiyelerine...."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Batı’da yükselen tehditler, doğuda oluşan hassasiyetler konusunda Türkiye’nin uyarı ve tavsiyelerine dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum” dedi.Erdoğan, “Gazze uygulanan masum çocukların, masum...

28 Kasım 2014 Cuma 17:30
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Batı’da yükselen tehditler, doğuda oluşan hassasiyetler konusunda Türkiye’nin uyarı ve tavsiyelerine dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum” dedi.
Erdoğan, “Gazze uygulanan masum çocukların, masum kadınların ölümüne yol açan devlet terörü ne yazık ki dünyanın dikkatini çekmiyor. Kudüs’te Müslümanların en kutsal mekanlarından biri olan Mescid-i Aksa’yı hedef alan ihlal ve saldırı mütemadiyen görmezden geliniyor orada farklı dini cemaatlerin kutsallarına ve özgürlüklerine yönelik de kısıtlamalar yapılıyor uluslararası camia buna da duyarsız kalıyor. Bazı ülkelerdeki askeri darbeler, katliamlar, hak ihlalleri, kıyımlar dünyadan gereken cevabı almayarak adeta teşvik ediliyor. İşte bu çifte standartlı tutum, bu adaletsiz yaklaşım sadece İslam dünyasındaki kitlelerin ruhunda değil adalete gönül veren ruhundan tamiri zor tahribatlar açıyor” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, davetlisi olarak Türkiye’ye gelen Vatikan Devlet Başkanı Papa Francis ile birlikte Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda ortak açıklama yaptı. Vatikan Devlet Başkanı Papa Francis ile ikili görüşmelerin çok verimli, dünyanın tüm meselelerini bölgenin meselelerini ele aldıkları bir görüşme olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ardından heyetlerarası görüşmeyi yine aynı şekilde bölgede, dünyada gelişmeleri değerlendikleri bir toplantıyı icra ettiklerini söyledi.

“BÜYÜK ADIMLAR SAĞLAYACAK”
Bugün burada verecekleri mesajların dünyadaki bu sıkıntılı sürecin olumluya dönüştürme çok büyük adımlar sağlayacağına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Papa Francis ile yaptıkları görüşmede farklı düşündükleri konunun hemen hemen hiç olmadığını dile getirdi. Dünyadaki olaylara bakışın, terörle mücadeledeki bakışın aynı olduğunu sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şiddete yönelik bakışımız aynı. Paranın egemenliğine yönelik bakışımız aynı ve bu egemenliğin neleri tevlit ettiğini, neleri doğurduğunu buna yönelik bakışımız aynı. Ve bu ziyaretin dünyamızın ve bölgemizin son derece kritik bir süreçten geçtiği böyle bir zaman diliminde gerçekleşiyor olması hakikaten çok çok anlamlı. Açıkçası saygı değer misafirimizin Türkiye’ye yaptığı bu ziyareti çok önemsiyorum, bölgemizde ve dünyada barış umutlarını çoğaltacak çok önemli, çok hayati bir adım olduğuna inanıyorum” diye konuştu.

“MESAJLAR BARIŞ UMUDUNU ARTTIRACAK ŞEKİLDE YANKI BULACAK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bugün Türkiye’den verilecek mesajların sadece Türkiye sadece Vatikan’a değil tüm İslam coğrafyasına, tüm Hristiyan coğrafyasına ulaşacağını ve buralarda da barış umudunu arttıracak şekilde yankı bulacağını kaydetti.

“ÜZÜLEREK ŞAHİT OLUYORUZ”
Bugün Ankara’da vücut bulan bu fotoğrafın hiç şüphesiz dünya için bir umut fotoğrafı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zira son yıllarda özellikle patrik hazretlerinin kardeşlik noktasındaki vurgusu çok büyük anlam ifade ediyor. Hristiyan ve İslam dünyasında karşılıklı ön yargıların hiç arzu edilmeyecek şekilde büyüdüğüne üzülerek şahit oluyoruz. Batıda ırkçılık, ayrımcılık, farklı olanı nefret ve İslamafobi son derece ne yazık ki hızlı ve ciddi bir şekilde tırmanma seyri gösteriyor. Müslüman ülkelerin yanında batılı ülkelerde yaşayan Müslümanlara karşı ön yargının ve tahammülsüzlüğün giderek arttığını görüyoruz. İnsanlar sadece mensup olduğu dinlerden dolayı peşinen ve son derece haksız bir şekilde gerici, hoş görüşüz, tutucu yada şiddet yanlısı yaftalana biliyorlar. Medyanın, kimi siyasetçiler, kimi çevrelerin Müslümanlara yönelik bu ırkçı ve ayrımcı algıyı bilerek yada bilmeyerek çoğaltıklarını da görüyoruz. Örneğin batı dünyasında İslamı terörle özdeş hale getirmek gibi, Müslümanları terörle özdeş hale getirmek gibi girişimlerin milyarlarca Müslümanı derinden incittiğini müşahede ediyoruz. Buna karşı islam dünyasında da Müslümanlara yönelik olumsuz algıyı besleyecek şekilde öfke, nefret ve şiddetin yaygınlaştığını yine esefle müşahede ediyoruz. Kendisini yenilmiş, mazlum, mağdur, terk edilmiş ve adaletsizliğe uğramış hisseden milyonlarcan insan umutsuzluk içinde terör örgütlerini istismarına açık hale geliyor” dedi.

“TERÖR ÖRGÜTLERİ YANLIŞ POLİTİKALARIN SONUCU ORTAYA ÇIKTI”
DEAŞ, El-Kaide gibi terör örgütlerini uzun yıllardır devam yanlış politikaların sonucu olarak ortaya çıktığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yalnızlığa itilen, ayrımcılığa tabi tutulan, yoksulluğu ile başbaşa bırakılan, kendisine sürekli çifte standart uygulanan ve adaletsizliğe maruz bırakılan yığınların bu terör örgütlerinin istismarına açık hale geldiklerine vurgu yaptı.

“SURİYE’DE BİR DEVLET TERÖRÜ VAR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, DEAŞ terör örgütünün tüm dünyada bilindiğini ve hakkında hergün konuşulduğunu sözlerine ekleyerek, “Her gün bu soruna tedbirler aranıyor veya tedbirler alınıyor. Ancak Suriye’de kendi halkından 300 bin masum insanı öldüren, 7 milyon insanın ülkesinden veya ülkesinin dışına iltica veyahutta sığınmacı olarak giden insanların durumu gözardı ediliyor. Bu konuda kimse ciddi manada bir şey konuşmuyor ve burada bir devlet terörü var, kişiler terörler var bunu biliyoruz ama Suriye’de de bir devlet terörü var. Orda devlet terörünü estiren bir kişi var ve böyle bir zalime karşı ‘acaba o giderse onun yerine kim gelir gibi’ hiçbir mantığı olmayan, bilimsel alt yapısı olmayan bir yaklaşım sergileniyor. Gazze uygulanan masum çocukların, masum kadınların ölümüne yol açan devlet terörü ne yazık ki dünyanın dikkatini çekmiyor. Kudüs’te Müslümanların en kutsal mekanlarından biri olan Mescid-i Aksa’yı hedef alan ihlal ve saldırı mütemadiyen görmezden geliniyor orada farklı dini cemaatlerin kutsallarına ve özgürlüklerine yönelik de kısıtlamalar yapılıyor uluslararası camia bunada duyarsız kalıyor. Türkiye’de 30 yıldır 50 bine yakın insanın ölümüne neden olan PKK terörü dünyadan gereken tepkiyi almıyor. Bazı ülkelerdeki askeri darbeler, katliamlar, hak ihlalleri, kıyımlar dünyadan gereken cevabı almayarak adeta teşvik ediliyor. İşte bu çifte standartlı tutum, bu adaletsiz yaklaşım sadece İslam dünyasındaki kitlelerin ruhunda değil adalete gönül veren ruhundan tamiri zor tahribatlar açıyor” şeklinde konuştu.
Dünyanın karşı karşıya kaldığı bu ciddi tehditlere çözüm üretecek hiç kuşkusuz farklılıkların birbirine hoş görüsü ve ittifakı olacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün burada verilecek olan mesajın aslında bu olacağını kaydetti.

“TÜRKİYE’NİN TAVSİYELERİNE DİKKAT EDİLMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM”
Gerek batıda yükselen ırkçılığın, ayrımcılığın ve İslamafobiye gerek İslam dünyasında yükselen öfke ve şiddete karşı birlikte tedbirler üretmenin kaçınılmaz bir gereklilik halini aldığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
“Medeniyetler arasında inançlar, kültürler, mezhepler arasında uçurumlar derinleşerek bunu seyretmek bunun karşısında eli kolu bağlı durmak tarihe, vicdanlara ve inançlarımıza karşı takdir edersiniz ki büyük bir haksızlık olacaktır. Dünyamızı tehdit eden ırkçılığa, ayrımcılığa ve nefret suçlarına, hoşgörüsüzlüğe karşı birlikte çözümler üretmek ve uygulamak zorunda olduğumuza inanıyorum. BM çatısı altında İspanya ile başlattığımız medeniyetler ittifakı girişiminin bu yönde önemli bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Bu girişimin yaşatılması ve daha etkin hale getirilmesi küresel barış adına umut verici olacaktır. Türkiye doğu ile batı arasında yüzü hem doğuya hemde batıya dönük bir ülke olarak birlikte yaşama kültürüne eşsiz bir katkılar sağlayacak bir birikime sahiptir. Topraklarımızda bin yılı aşkın süre boyunca her ırk, din, mezhep özgürce varlık göstermiş, özgürce kültürünü ve inançlarını yaşata bilmiştir. Şuanda ülkemiz sınırları içinde yer alan azınlıklara yönelik olarak tarihi nitelikte reformlar gerçekleştirdik ve samimi adımlar attık. Türkiye kendi içinde birlikte yaşama kültürünü güçlü şekilde desteklerken, bölgesinde ve dünyada da bunun mücadelesi samimi şekilde veriyor. Birlikte yaşama kültürünün küresel ölçekte desteklenmesi adına Türkiye’nin tavsiye uyarılarının mutlaka dikkate alınması gerektiğini burada vurgulamak isterim. Aynı şekilde batıda yükselen tehditler, doğuda oluşan hassasiyetler konusunda da Türkiye’nin uyarı ve tavsiyelerine dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum.”

PAPA FRANCIS
Salonda bulunanlara teşekkür ederek sözlerine başlayan Papa Francis ise, "Doğal güzellikler ve tarihi açıdan zengin, antik medeniyetlerin izleriyle dolu iki kıta ve farklı kültürel ifadeler arasında köprü vazifesi gören Türkiye’yi ziyaret etmekten dolayı çok mutluyum" dedi.
Aziz Pavlus’un Türkiye’de doğduğunu ve çeşitli Hıristiyan topluluklarının bu coğrafya üzerinde kurulduğuna dikkat çeken Papa Francis, "Türkiye ilk 7 kilise konseyine ev sahipliği yapmıştır. Ayrıca halen Efes yakınlarında kilise geleneğinin Meryem Ana Evi olarak kabul ettiği, İsa’nın annesinin birkaç yıl yaşadığına inanılan yere dünyanın her yerinden gelen insanlar hac görevini ifa etmek üzere geliyorlar. Bütün bunların yanı sıra büyük bir canlılık, çalışkanlık, halkının cömertliği ve bütün milletlerin rolünde aranması gereken şey, Türkiye’nin önemi ve takdir edilmesinin sebepleridir. Sizlerle burada bu dostluğu, karşılıklı değer verme, takdir ve saygı diyaloğu fırsatını değerlendirmek benim için bir sevinç kaynağıdır. Aynen seleflerim kutlu Papa 6. Pavlus hazretleri, Aziz Papa Yohanna Pavlus hazretleri ve Papa 16. Benedikt hazretlerinin yaptığı gibi. Bu diyalog, döneminde papalık temsilciliği yapan, sonrasında aziz olan 23. Papa Yohanna ve 2. Vatikan Konseyi tarafından hazırlanmıştır" ifadelerini kullandı.

PAPA FRANCİS’TEN BARIŞ MESAJI
"Bizim diyaloğa ihtiyacımız var. Çünkü birçok ortak unsurumuz ve değerimiz var" diyen Papa Francis, şöyle devam etti:
"Aynı zamanda bu diyalog, hikmetli bir ruh ve sükunetle farklılıklara değer vermek ve onlardan ders çıkarmaya da yardımcı olmalıdır. Sağlam bir barış inşa etme çabasını sabırla ileri götürmemiz gerekiyor. Bu barış insanlığın onuruna bağlı olan ödevler ve temel haklara saygı üstüne kurulmalıdır. Bu yolda ancak yanlış önyargılar ve yanlış korkular aşılabilir, herkesin yararına olan olumlu çabalara da saygıya ve diyaloğa yer açılabilir. Bunu gerçekleştirebilmek için Müslüman, Yahudi ve Hristiyan vatandaşların yasalara uygun olarak ve bu yasaların uygulandığı ölçülerde aynı haklara sahip olmaları ve aynı ödevleri yerine getirmeleri gerekir. Bu vatandaşlar böylece birbirlerini daha kolay bir şekilde kardeş ve yoldaş olarak kabul edeceklerdir. Böylece her seferinde yanlış anlaşılmalardan uzaklaşarak, işbirliği ve anlayışı besleyeceklerdir."

"DİN VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ HERKESE GARANTİ EDİLMELİ"
Papa Francis, "Din ve ifade özgürlüğü herkese garanti edilmelidir. Bu, barışın anlamlı işaretidir ve dostluk böyle yeşerecektir. Ortadoğu, Avrupa ve tüm dünya bu yeşermeyi bekliyor" dedi.
Özellikle Ortadoğu’nun çok uzun yıllardır kardeş katlinin yaşandığı savaşlara sahne olduğuna dikkat çeken Papa Francis, şunları kaydetti:
"Bir savaş sanki bir başka savaşı doğurmaktadır. Sanki savaşa ve şiddete verilebilecek yegane cevap, yeni bir savaş ya da başka bir şiddet eğilimine başvurmakmış gibi devam etmektedir. Bu yüzden bu barış yetersizliği nedeniyle daha ne kadar acı çekmek zorunda kalacak Ortadoğu. Durumun sanki daha iyiye gidebilmesi mümkün değilmiş gibi bu çatışmaların devam etmesine göz yummamalıyız. Tanrının yardımıyla barışı sağlamak için çabalama cesaretini her zaman içimizde hissedebiliriz ve hissetmeliyiz. Bu yaklaşım sadakat, sabır ve kararlılıkla tüm müzakere yollarını kullanmaya ve barışla sürdürülebilir kalkınmanın somut hedeflerine varmaya varır. Sayın Cumhurbaşkanı, böylesine yüce ve acil bir amaca ulaşmak için dinler arası ve kültürlerarası diyalog büyük katkıda bulunur. Bununla birlikte bütün insanlık onurunu ciddi derecede aşağılayan ve amacı için dini araç olarak kullanan her çeşit köktenci yönelim ve terörizm bertaraf edilir."

"KÖKTENDİNCİLİĞE VE FANATİZME KARŞI GELİNMELİ"
"Anlaşmazlıkları ve ayrımcılığı körükleyen fanatizme, köktendinciliğe ve mantık dışı korkulara karşı gelinmelidir" diyen Papa Francis, "Tüm inananların dayanışması, insan hayatına saygının, ibadet özgürlüğü ve dini ahlak kurallarına göre yaşama anlamına gelen dini özgürlüğün bir taşıyıcı sütunu gibidir. Bu çaba herkes için gerekli olan onurlu bir yaşam ve doğal ortamın korunması içindir. Özellikle Ortadoğu’da bulunan halk ve devletler eğilimi değiştirmek için savaş ve şiddete karşı çıkarak diyaloğu, hukuku ve adaleti izleyerek bu barış sürecini olumlu bir sonuca götürecek şekilde ilerletmeye acilen ihtiyaç duymaktadırlar" dedi.

"SURİYE VE IRAK’TA HALEN NE YAZIK Kİ ÇATIŞMALARA TANIK OLUYORUZ"
Özellikle Suriye ve Irak’ta bugüne kadar ne yazık ki çatışmalara tanık olunduğunu belirten Papa Francis, "Özellikle Suriye ve Irak’ta terör eylemleri halen aralıksız devam etmektedir. Tutuklular ve farklı etnik gruplara karşı en basit insani kurallar dahi çiğneniyor. Azınlık gruplarına yönelik büyük zulümler gerçekleşiyor. Sadece Hristiyanlar ve Ezidiler değil yüzbinlerce insan evlerini ve hayatlarını kurtarmak ve inançlarını kurtarabilmek için terk ediyorlar" diye konuştu.

"YÜCE TANRI TÜRKİYE’Yİ KUTSASIN VE KORUSUN"
Papa Francis, sözlerine şöyle devam etti:
"Türkiye büyük bir cömertlik sergileyerek birçok göçmeni kabul etti ve sınırlarında meydana gelen bu dramatik durumdan doğrudan etkilendi. Uluslararası camianın bu göçmenlere yardım etmesi ahlaki bir mecburiyettir. Gerekli olan insani yardımın yanında bu trajediyi ortaya çıkaran sebeplere de kayıtsız kalınmamalıdır. Şunu da hatırlatmak isterim ki her zaman uluslararası hukuka saygılı olmak şartıyla haksız saldırıya karşı mücadele meşru ise de sorunun çözümü için sadece askeri cevap yeterli olmayacaktır. Karşılıklı güvene dayalı, ortak ve güçlü bir çaba gereklidir, bu çaba kalıcı barışı mümkün kılacak ve kaynaklarımızı silahlara değil insan onuruna yönelik gerçek savaşlara yönlendirecek, açlık ve hastalıklarla savaş, sürdürülebilir kalkınma, yaratılmış olanın korunması, modern dünyamızda dahi eksik kalmayan ve farklı yüzlerle karşımıza çıkan fakirlik ve uç eğilimlerle mücadele gibi savaşlar. Türkiye tarihi, bölgede coğrafi konumu ve önemi nedeniyle büyük bir sorumluluğa haizdir. Türkiye’nin yaptığı seçimler ve verdiği örnek özel bir değere sahiptir. Ayrıca medeniyetlerin bir araya gelebilmesine katkı sağlayabilir, izlenebilir barış ve kalkınma yollarını çizebilir. Her şeye kadir yüce Tanrı Türkiye’yi kutsasın ve korusun ve onu etkin, kabul görür bir barış inşacısı yapsın."
(İHA)
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.