Bu hayatta yaptığımız meslek, uğraşlarımız, meşguliyetlerimiz ne olursa olsun dünyada yaşanılan ve masum ve mazlum insanları ilgilendiren olaylara ve konulara karşı asla kayıtsız, kifayetsiz ve eylemsiz kalamayız. Üstelik aynı inanca sahip olduğumuz insanlara yönelik yapılan her türlü davranışa göz yummak, kötü davranışlar için söz etmemek, fikren ve kalben bir hissiyat yaşamamak bizi ne biz olan bir ses yapar ne de yekvücut. Nefret söylemlerine ve davranışlarına yalnızca buğz etmek insanlığın vicdanlı varlığı için yeterli olamaz. Yeni Zelanda’da yaşanan olay başta İslam dünyası olmak üzere yüreğinde vicdan olan dünya insanlarını derinden etkilemiştir.

Müslümanları irrealist ideolojiler uğruna, mezalimin kanlı bir çıktısı olarak şehit eden her bir kurşun aslında İslamiyet’e ve İslam dünyasına yöneltilmiş nefretin bir dışa vurumudur.

İslamiyet’in ilk doğuşundan beri var olan Müslümanlara ve İslamiyet’e yönelik süfli fikirler ve bu fikirlerden fütursuzca ortaya çıkan çeşitli akımlar kendilerini yıllarca unutturmamış, gelişen ve yetişen her bir bireye bu fikirler empoze edilmiş, içlerinde hala sıcak tuttukları kinlerini yenilemiş, muhafaza ettikleri söylemleri ve eylemleri maalesef günümüze kadar varlıklarını sürdürmüştür.

Hiç kuşkusuz yapılan saldırının temelinde islamofobi yatmaktadır. 1980’li yılların başında ortaya atılan bu kavram ilk önce İslam’dan ve Müslümanlardan korkma ve çekinme olarak tanımlanmış olsa da zamanla silahlı eylemi meşru kılan bir ideolojiye dönüşmüştür. Özellikle Hristiyan toplumlarındaki gençler arasında yaygınlaşan ve üzülerek ifade etmeliyim ki popülerleşen İslamofobi stratejik plan yürüttüğü bilinen ve bilinmeyen kişi, kurumlarca organize edilmekte ve desteklenmektedir. İslam coğrafyasında yaşanmayan başka dinlere ve inançlara karşı korku yine üzülerek ifade etmeliyim ki Müslümanlara karşı yaşanmaktadır. Tarih var olduğundan beri mazlumlar belirli kesimlerce çeşitli nedenlerden dolayı zulüm altında kalmıştır. Zulüm etmeyen Müslümanlar zulmün hep muhatabı olmuş mazlumlardır. Yapılan bu saldırının görüntüleri izlenildiğinde İslamofobinin suni bir fikir olmadığı açıkça ortadadır. Aynı şekilde gerek asırlar öncesine dayanan gerekse günümüzde İslamiyetin temsili olan devletlerin ve ülkeler de hala hedef olarak gösterilmekte ve gerçekleştirdikleri saldırılara karşı bir motto oluşturmaktadır.

İslamofobi fikri, bu fikre sahip insanları etkilemekte kalmamakta ve tabir-i caiz ise hipnotize edip mekanik varlığa dönüştürmektedir. Öyle ki, şiddet ve öldürme içgüdüsü insan zihninde hazza neden olmaktadır.

Vicdana, merhamete, saygıya ya da insanı insan kılan diğer bütün değer yargılarına sığmayan, yakışmayan, kabul edilmeyen bir tutum ve davranışla hareket edilmesi İslam dünyası üzerindeki kara bir örtüdür. Hain saldırı sonucu Şehitlik makamına ulaşan tüm Müslümanlara Allah’tan rahmet diliyor, “Barış” kelimesinden türetilen İslam dünyasının mazlum ve mahsun olmaması için tüm inananların ortak değer yargılarında kesişmesini diliyorum.

- - - -

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
<