İnegöl Ülkü Ocakları ikinci Başkanı Yücel C. Erim, 12 Eylül 1980 darbesi ile ilgili basın bir basın açıklaması yaptı.

Yücel C. Erim yaptığı açıklamada, "12 Eylül darbesi ülke düzenini sağlamak amacıyla yapıldığı söylense de o dönem içinde bulunulan vaziyetler bunun böyle olmadığını göstermiştir. Ülke çapında çok büyük olaylar meydana gelmiş, PKK denen hain örgütün temelleri bu dönemde atılmıştır. Darbeyle birlikte okuyan, araştıran, sorgulayan genç nesil yok edilmiş, vatanı için gece gündüz çalışan nice gençler birbirine düşürülmüş, ülke kaosa sürüklenmiştir. Haksızlığın, hukuksuzluğun göstere göstere yapıldığı mahkemelerde binlerce yiğit ya zindanlarda işkence görmüş ya da acımadan idam sehpasına gönderilmiştir. Ülküsü uğruna, vatanı uğruna canı pahasına mücadele eden ülkü devleri ağabeylerimiz zindanlarda çürümüş, işkence görmüş ve şehit edilmiştir"dedi.

Erim açıklamasına şöyle devam etti; "Bilinmelidir ki bizler Eylülleri hiç unutmadık. Ülkücü şehitlerimiz Allah’tan başkasına minnet etmediler. Eylül’deki hüznü, çileyi, yalnızlığı ve ihaneti yaşadılar, fakat inançlarını ve ideallerini katiyen inkâr etmediler. Onlar, alnı ak, sevdası Hak olan güzel insanlardı. Onlar, “Türk Dünyası’na sevdalı gönüllerdi. “Türkiye” denince kalpleri bir başka çarpardı. Yüreklerinde hep vatan ve bayrak aşkı vardı. Taş medreselerin Yusuf yüzlü mazlumları hayatlarının baharında “Eylül’ü” yaşadılar… Delikanlı çağında Hakk’a yürüdüler. Musalla taşına konup namazları kılınırken, “ Er kişi niyetine” tekbir alan her kişi, onların tam manasıyla “Er kişi” olduklarını çok iyi biliyordu. Onlar, nefretin kucağına oturmayıp, muhabbetin ocağını tüttürdüler. Kimi zaman Yunus, kimi zaman Yavuz oldular. Türk milletine fedakârlık, bağlılık ve sadakatle yoğrulmuş ülkücü ömürler tehlikeleri göğüslemekten bir an olsun sakınmayıp, bir an olsun vazgeçmeyip vatan için bayrak için şahadet şerbetini içtiler.
Karanlık, rutubetli ve soğuk zindanlarda, ülküleri sebebiyle kendilerine ve ailelerine yaşatılan azap dolu günler, hakaretler, aşağılamalar, baskılar, fiziki ve psikolojik işkenceler karşısında hiçbir zaman eğilmediler, bükülmediler. Baş verdiler ama baş eğmediler. Şahadete giden ve gazi kalan ağabeylerimizin bu yüce milleti ve devleti sevmekten başka suçlarının olmadığını sizlerin huzurunda beyan ediyorum. Vatan topraklarında yaşayan son ülkücü kalana kadar bu ülkeyi bölmeye kimsenin gücü yetmeyecektir. 
Bu vesileyle millet, devlet ve bayrak uğruna hayatlarını kaybetmiş kutlu dava yolcusu ülküdaşlarımızı, tüm aziz şehitlerimizi, merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’i minnet ve şükran hislerimle anıyor, Cenabı-ı Allah'tan hepsine rahmet diliyorum.
Kabirleri nur, mekânları cennet, ruhları şad olsun!
Cenabı Allah(c.c.) hepsinden razı olsun."