Dün saat 14.00`de Belediye merkez binası önünden başlayan, ellerinde Türk Bayrakları ve `Güçlü, Büyük Türkiye Ahıska Türkü`ne Sahip Çık`, `1.000.000 Ahıska Türk`ü Halen Sürgün de`, `Kimlik ve Çalışma İzni İstiyoruz` yazılı dövizlerle, yaklaşık bin kişinin katıldığı yürüyüş, Atatürk Anıt önünde son buldu.
AK Parti Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin, Belediye Başkan Yardımcıları Alper Taban ve Gülhan Şahin, AK Parti İlçe Başkanı Bülent Temelli, MHP İlçe Başkanı Müfit Besler, SP İlçe Başkanı Ertan Sütçü, Ahıska Türkleri Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Osman Çelik, bazı belediye meclis üyeleri, oda ve dernek başkanlarıyla çok sayıda vatandaşın katıldığı yürüyüşün sonunda Atatürk Anıtı önünde saygı duruşunda bulunulup, İstiklal Marşı okundu.
AHISKA TÜRKLERİNİN BİTMEYEN ÇİLESİ 1944’DE BAŞLADI
İnegöl Ahıska Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet Taş, yaptığı açış konuşmasında, “Bugün buraya biz Ahıska Türklerinin bundan tam 70 yıl önce maruz kaldığımız sürgünü ve yaşadığımız sıkıntıları, anlatmak ve o acılı günleri yad etmek için toplanmış bulunuyoruz. Osmanlı toprağı olan Ahıska`nın 1829 Edirne Antlaşmasıyla, sınırın diğer tarafında, Rusya`da kalmasıyla Ahıska Türklerinin bitmeyen çilesi başlamıştır. 1944 yılında sınırda tehdit oluşturdukları gerekçesiyle Orta Asya`ya sürgün edilen biz Ahıskalılar, bu sorunlu ve zorlu yolculukta, üzerlerinde kalın giysileri olmayan insanlar, Soğuk hava, açlık ve hastalık sebebiyle çetin yol şartlarına dayanamayıp, hayatlarını kaybediyorlardı yaklaşık 17 bin Ahıskalı kendilerine yeni bir yurt bulamadan hayatını kaybetti. Her istasyonda askerler ölen yakınlarının cenazelerini insanların ellerinden zorla alıyor ve Rusya’nın bembeyaz karla kaplı arazilerinde bırakıyorlardı. Her durakta askerler vagonları didik didik arıyor ve buldukları cenazeleri zorla alarak, çöllerde bırakıyorlardı. Sonra vagonlardaki ağır hastaları da ölmeden istasyonlarda bırakmaya başladılar. Bu zorlu yolculukta sağ kalanlarımızı da Özbekistan, Kazakistan, Azerbaycan ve Kırgızistan gibi Rusya’nın çeşitli bölgelerine yerleştirdiler. Fergana Vadisi`nde 1989 yılında çıkan olaylar yüzünden ikinci defa sürgüne mahkum olan biz Ahıskalı Türkler, yeniden Rusya ve Orta Asya`nın farklı ülkelerine dağıldık. Yaşadığımız, ülkelerde, etnik ve dini çatışmaların arttığı dönemlerde vatansız insanlar olarak hep ezilmek ve arada kalmak zorunda kaldık” dedi.
BİR AHISKALI, NORMAL BİR VATANDAŞ GİBİ ÇALIŞABİLMELİ
Ahıska bölgesine geri dönüş konusunda uzun yıllardır mücadele verdiklerini belirten Mehmet Taş, “1956 yılında Stalin`in ölümünden sonra bizler gibi sürgüne mahkum edilen Çeçenler, İnguşlar ve Kürtlerin vatanlarına geri dönmelerine izin verilirken, Sovyet yönetimi, Ahıskalı Türklerin geri dönüşüne izin vermedi. Neredeyse 400 yıl Osmanlı topraklarında ‘Osmanlı’ olarak yaşayan, sınırın öte tarafında kaldığı için Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının sahip olduğu haklardan mahrum kalan Ahıska Türklerine, ülke olarak uzun yıllar duyarsız kaldık. Yalnızca Türk oldukları için değil insan oldukları için yardıma muhtaç Ahıska Türklerine, Türkiye hükümetinin en kısa zamanda somut ve kalıcı çözümler üretmesi gerekiyor. Özellikle şu anda, Suriye’deki savaştan kaçarak ülkemize sığınan Suriyelilere açtığımız kapılarımızı, zor şartlar altında yaşayan Ahıskalı Türklere de açabiliriz. Sınırın diğer tarafında kaldıkları için, yıllardır zulümlere maruz kalmış bu insanlara şimdi sınırlarımızı açarsak, ne kaybederiz? Bizler devletimizden çok şey istemiyoruz. Vatandaşlık, emeklilik gibi isteklerimizin yanında en önemli çözülmesi gereken sorun, çalışma iznidir. Bir Ahıskalı, normal bir vatandaş gibi çalışabilmeli, sosyal güvencesi olmalı. Çalışma izninin verilmesi bile bizim sorunlarımızın büyük bölümünün çözülmesi demektir. Bu gün ülkemizde yaşanılan sıkıntıları endişeyle takip ediyoruz. Fakat biliyoruz ki, ülkemiz ve hükümetimiz tüm bu sıkıntıları ve sorunları aşacak güçtedir. Bizler de ülkemizin birlik ve beraberliği için ne gerekiyorsa yaptık, yapacağız ve gereken desteği katkıyı koyacağız. Toplumsal dayanışma toplumun kurum ve kuruluşlarıyla ortak değerlerde birleşmesi ve birlikte hareket etmesidir. Yaşamımızda, toplumsal dayanışmanın çok önemli bir yeri olduğunu artık anlamamız gerekmektedir. Çünkü, iyi yaşamamıza yardımcı olacak hareketlerden birisi dayanışmadır” diye konuştu.
BAŞKA HALKLAR GİBİ TÜRKİYE’YE DÜŞMANLIK YAPMADIK
Ahıska Türk Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Osman Çelik ise, “Acı ve kederler yaşadık. Bugün de hala Ahıska Türklerinin üzerinden acı ve keder gitmiyor. Buğday gibi serpildik ama un gibi öğütülemedik. Buna da fırsat vermedik. Eza ve cefa çektiğimiz halde, gerçekten un gibi öğütülemedik, ayaktayız, her zaman da ayakta olacağız. Biz başka halklar gibi Türkiye’ye düşmanlık yapmadık. Ayrımcılık yapmadık, vatan dedik. Bugün Orta Asya’da ne kadar Ahıska ferdi var ise, hepsinin kalbi Türkiye’yle atıyor. Türkiye’yle sabah uyanıyorlar, Türkiye’yle akşam yatıyorlar. Bütün sıkıntılarımızı siyaset çözüyor. Ama bugüne kadar 1982 yılında çıkmış olan 3835 sayılı kanun bir nebze işledi. O günkü hükümetler gitti. Ben o günden beri STK’larla beraberim. 3835 sayılı kanunla 170 aile Iğdır’a getirildi. Ne yazık ki o hükümetler, o cumhurbaşkanı, bugün hiçbiri yok. Onlar gittikten sonra da gelen hükümetlerin hiçbirine bu 3835 sayılı kanunu işlettiremedik. Bugün de dahil olmak üzere. Yani geçici tedaviler olmuyor, kalıcı bir tedavi olması lazım. Ne hikmetse yıllardan beri siyaset kapılarını, bürokrasi kapılarını aşındırıyoruz. Cumhurbaşkanımız, Ahıska Türklerine gerek Başbakanlığı döneminde olsun, gerek şimdi ki dönemde olsun sahip çıkıyor ama inanın bazı konularımızı günü geliyor ki, sayın Cumhurbaşkanımıza iletemedik. Ahıska Türkleri, Türkiye’ye geldi artık sürgün sayılmaz ama sanki yine sürgündeyiz. Neden? Vatandaşlığını alamamış. Oturma iznini zaten şuan Avrupa Uyum Yasalarına göre Yabancılar Dairesi kapatıldı, Göçmen Dairesi kuruldu. Hala sistemi oturtup da bir oturma iznini veremediler. İyice eziyet çekmeye başladık. Biz anarşist değiliz. Biz Molotof kokteyli alıp, sokaklara da çıkmıyoruz. Biz edebimizle şu memlekete canımız uğruna sahip çıkmaya çalışıyoruz. Bu suçsa, gerçekten bunu kabul ediyorum. Oturma iznine şuan İnegöl’den müracaat ediliyor ve evraklar Ankara’ya gidecek. Orada onaylanacak, gelecek. Bu süreç 5-6 ay sürüyor. 1998 yılında Ankara’nın Kazan ilçesine 120 aile yerleştirdik. O dönemin Emniyet Amiri bizi bu ailelerin erkeklerini çarşıya sokmuyordu. İkametleri var, o dönem de ikamet belgelerinin arkasında çalışma izni kaşesi de var. Öyle olduğu halde çarşıya sokmuyor. Peki, bu insanlar taş mı yiyecek? İç İşleri Bakanlığına soruyorum, Göçmen Dairesi Başkanına soruyorum; 5-6 ay içinde bu insanlar taş mı yiyecek? Lütfen bunlara bir çözüm bulunması lazım. Milletvekilimiz Hüseyin Şahin’i de, bu mücadelemize mecliste destek vermeye davet ediyorum” dedi.
İNANÇLARINDAN VAZGEÇMEDİKLERİ İÇİN SÜRÜLDÜLER
AK Parti Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin ise, “Bugün Ahıska Türklerinin 1944 yılında o Stalin zulmünden sürgüne gönderişlerinin 70’nci yıl dönümü. Ama biliyorum ki, 1800’lü yılların başından beri Kafkasya bölgesinde sadece Ahıska Türkleri değil, Müslüman olan bütün kavimler, bütün ırklar maalesef Moskof zulmü altında kalmıştır. Sürgün edilmişlerdir, inançlarını yaşamalarının önüne engel çıkarılmıştır. Özellikle 1876-77 Osmanlı-Rus Savaşında hicri takvimle, halk arasında hepimiz 93 harbi deriz. O savaş döneminde Kafkasya’da yaşayan Müslüman kavimler, Abhazlar, Ahıskalılar, Gürcüler, Çeçenler, Çerkezler, anavatan olarak, sığınacak tek liman olarak ve en güvenli liman olarak Anadolu topraklarını görmüşlerdir. Anadolu topraklarına göç etmişlerdir. İşte bende öyle göçmen ailenin çocuğuyum. Bundan 135 sene önce benim büyük büyük dedelerim de, sizlerin bir çoğunun da olduğu gibi dünyanın en güvenli toprakları, Müslümanlar için, insanlar için, Türkler için en güvenli yaşam mekanı olan Anadolu’ya, bu coğrafyaya göç ettiler. O dönemde göç edenler şanslıydılar. Belki göç esnasında çok zorluk çektiler, hastalıktan birçoğu kırıldı, Batum limanından kalkan gemiler battı, İstanbul’a ulaşamadı, dinini özgürce yaşamak için buralara gelirken vefat ettiler. Biliyorum ki, şehit oldular. Ama acı bitti mi? Bitmedi, halen daha bitmiyor. Ahıska Türkleri önce inancına, yani imanına, Müslümanlığa son derece bağlı insanlar. Bundan dolayı sürgün edildiler. Bundan dolayı Sibirya’nın soğuk bozkırlarına, steplerine, Kazakistan’ın, Türkmenistan’ın çöl steplerine gönderildiler. Niçin? İnançlarından vazgeçmedikleri için. Görüyorum ki, bugünde vaz geçmediler, yarında vaz geçmeyecekler” diye konuştu.
TEK TEMİNAT TÜRKİYE CUMHURİYETİDİR
Şahin, “TBMM’de, Türkiye-Gürcistan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanıyım. Daha geçen hafta Meclis Başkanımızla birlikte resmi ziyaret için Tiflis ve Batum’daydık. 3 günlük seyahatte konuştuğumuz, masada öne sürdüğümüz 2008 yılında Avrupa Konseyinin aldığı kararlar gereği, Ahıska Türklerinin geri dönüşlerine kolaylık sağlama mevzusu vardı. Gürcü hükümeti buna taraf olmuş ve konsey kararlarına uyacağını beyan etmiştir. Bunu Türkiye Cumhuriyeti Devleti çok yakından takip ediyor. Ben de bunu gündemde tutmaya çalışıyorum. Eğer Ahıska Türkleri anavatanlarına, yaşadıkları bölgeden dönmek istiyorlarsa, bunların kolaylaştırılması, vatandaşlıklarının geri verilmesi, eski arazilerinin, mülklerinin geri verilmesinde tek teminat Türkiye Cumhuriyetidir” dedi.
VATANDAŞLIK HAKKI, ANALARININ AK SÜTÜ GİBİ HELALDİR
‘Ahıskalıların vatandaşlık hakkıdır ve verilmelidir’ diyen Şahin, “Uluslararası ilişkilerde vatandaşlık mevzusu birçok hüküm altında bağlayıcı sebeplerle kolay halledebilir bir mesele değil. Dönem dönem vatandaşlık verildiğini ben biliyorum. En son 2010 veya 2011 yılında verildiğini de biliyorum. Bu konuda biz sesimizi çok yüksek çıkarmasak da kendi hükümetimize de baskı yapıyoruz. Bunun da böyle bilinmesini istiyorum. Ahıskalıların vatandaşlık hakkı, analarının ak sütü gibi helaldir, mübarektir, verilmelidir. Ben de buna inanıyorum ve buradan sesleniyorum. Ama uluslararası anlaşmalar ve uluslararası mevzuatın bize çıkarttığı engelleri biz de bir bir aşıyoruz. Yurtdışı Türkler ve Akrabalık Topluluklarını kurduk. Kurduğumuzda, bütün dünyadan tepki aldık. Bir işlem yapıyorsunuz, bir başkanlık kuruyorsunuz. Siz Diyaspora Bakanlığı mı kuruyorsunuz diye bizi eleştiriyorlar. Yurtdışı Türkler ve Akrabalık Toplulukları Başkanlığımız her geçen gün artan işlevselliğiyle, sizin ve bizim haklarımızı savunmak için gece gündüz çalışıyor. İç İşleri Bakanlığında Göç İdaresi Genel Müdürlüğünü yeni kurduk. Bize verilmesi gereken haklarımızı, daha güçlü bir şekilde dile getireceğiz. Göç İdaresi yeni kuruldu. Taşra teşkilatını yeni kuruyor. Dünyada bütün uluslararası teşkilatlara üye bir devletimiz var. Türkiye Cumhuriyeti Devleti dünyada oluşmuş bütün organizasyonlara üyedir. Ve anlaşmaların altında imzaları vardır. Bu imzalarla uluslararası arenada sadece Türkiye’de değil, Amerika’da Oregon eyaletinde yaşayan Ahıskalı Türklerin hakkını da Türkiye Cumhuriyeti Devleti savunuyor, AK Parti hükümeti savunuyor. Lütfen bunu böyle bilin. Ama çalışma iznine gelince mevzuatla ilgili ben çok iyi biliyorum, çalışma izniyle ilgili düzenleme çıkartıldı. Bu konuyla ilgili bütün yetkiler taşra teşkilatlarımızda, il ve ilçe teşkilatlarımızda var. Şayet zorluk çekiliyorsa, bunun bildirileceği alan önce idari makamlardır, orada çözemezseniz, siyasi makamlar olarak biz sizin temsilcileriniziz, varız, her zaman yanınızdayız. Bugün Suriyeliler ilgili benzetmeler yapılıyor. Suriyelilere geçici kimlik veriyoruz. Yani onlara açık işler dediğimiz hafif işler, yani taşıma gibi işlerle ilgili bir düzenleme yapıyoruz. Ama Ahıska Türklerine çıkarttığımız genelgede mühendislik dahil, doktorluk dahil her ne iş varsa, hepsinin çalışabileceği yetkilere sahip. Burada bir ayrımcılık yapmıyoruz. Bir geri dönüş mümkün değil. Ama ben de size bir konuda sonuna kadar katılıyorum. Ben kendi hükümetime de buradan sesleniyorum; Ahıskalıların vatandaşlık hakkıdır ve verilmelidir. Vermek içinde gece gündüz çalışacağız” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından Zülbiye Şahmuradov ‘Ahıskalım’, Doktor Hasan Türkmenoğlu ise ‘Ahıska Türkünün Türküsü’ adlı şiiri okudu. Program İslam Aziz’in Kuran-ı Kerim tilavetiyle son buldu.
(0) Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!