Seminere konuşmacı olarak katılan GİMNES Teknik Bilim Kurulu Üyesi Gıda Mühendisi Hayrettin İşbilir, önemli bilgilendirmelerde bulundu. Seminerin ardından ise Cennet Meyveleri Çocuk Kursu öğrencileri, Kur'an-ı Kerim'den çeşitli sureler, şiirler ve ilahiler okudular. Gecenin sonunda ise öğrencilere hediyeler takdim edildi. 

BİZİ TATLI TATLI ÖLÜME GÖTÜRÜYORLAR

Gecenin açılış konuşmasını gerçekleştiren Hüdai Camii İmam Hatibi Murat Küçük, “Hepiniz hoş geldiniz. Ayaklarınıza sağlık. Öncelikle Cennet Meyveleri'ndeki hocalarımızı tebrik ediyorum. Gerçekten çok önemli bir konu seçmişler. Çok ciddi bir konu seçmişler. Belki gündemde yok. Sağlıklı gıda, helal gıda, hormonlu gıda, GDO'lu gıda ama emin olunki bugün Filistin'de Müslüman kardeşlerimizin bombalarla, mermilerle katledenler, Afrika'daki Müslümanları sömürüp, onları karın tokluğuna çalıştıranlar, aç bırakanlar, Myanmar'da Müslümanları kesenler, dünyanın her tarafını ele geçirip sömürmek için Müslümanları karıştırıp, bütün İslam coğrafyasını kan gölüne çevirenler, bizi de tatlı tatlı ölüme götürüyor” dedi.

SİYONİZM BUNU İSTEMİYOR

Bütün derisi genişlemiş, bozulmuş, doğallığı bozulmuş, içerisinde her türlü yabancı katkılı madde bulunan gıdaları allayıp pullayıp, etiketleyip vatandaşlara satarak, güzelce reklamlarını yapıp vatandaşları, çocukları ve nesillerimizi yavaş yavaş zehirlediklerini belirten Küçük, “Ve emin olun bu zehre o kadar çok alışmışız ki, sigaranın üzerinde bile, ‘Sigara insanı yavaş yavaş öldürür’ yazıyor. Hiç kimse bunu takmıyor. Alışmışız, bırakamıyorum diyorlar. Bu zehirlere o kadar alışmışız ki, bunlardan feragat edip sağlığımızı kurtarmak için çalışmıyoruz. İnegöl'ümüzün küçük bir hastanesi vardı. Şimdi kocaman bir hastanesi var. Allah yapanlardan razı olsun. Ama dikkat edin bu hastaneler taştı. Hastanelerimiz aynı okullarımızı gibi dolup boşalıyor. Ve dikkat ederseniz büyüklerimizin yakalandıkları hastalıklara, gençlerimiz, çocuklarımız yakalanmaya başladı. Genç yaşta kalp hastası ve diğer büyük hastalıklara yakalanmaya başladılar. Ve çıkıyorsunuz hastaneden, eczanelere gelip bakıyorsunuz, artık eczaneler showroom'lar gibi AVM'ler gibi. Kuyruklar var. Herkes hasta. Sıranı bekleyeceksin ondan sonra ilacını alacaksın. Peki, bunların sebebi ne? Dedelerimiz 80-90 yaşlarına kadar hastane yüzü görmezken, bizim çocuklarımız gözünü hastanede açıyorlar, orayı bir seviyorlar, sonra oradan çıkamıyorlar. Her sene 2-3 sefer hastaneye gitmek zorunda kalıyor bizim çocuklarımız. Emin olun siyonizm bütün dünyayı ele geçirmek için büyük İsrail devleti kurmak için çalışıyor. Karşısında 70 yaşına kadar doktora gitmeyen bir Osmanlı torunu istemiyor. 70 yaşına kadar doktora gitmeyen bir Osmanlı torunu, bir İslam ülkesi, bir İslam âlemi istemiyor” şeklinde konuştu.

İNSAN SAÇINDAN DOMUZ KILINA KADAR…

İnsanların yaşamak için tüketmek zorunda olduğunu belirterek konuşmasına başlayan Hayrettin İşbilir ise, “Aldığımız gıdalar insan sağlığına yararlı mı zararlı mı, bu noktada araştırma yapmalıyız. Özellikle ürünlerin etiketlerinde yazılanları okumalıyız. İnsan saçından domuz kılına kadar pek çok katkı maddesi içeren ekmek, hastalıklara davetiye çıkarıyor. Halkımız ekmekle zehirleniyor, müdahale eden yok. Gıdalara renk ve tat vermek için kullanılan katkı maddeleri, insan sağlığını tehdit ediyor. Yiyecek ve içeceklerin bozulmalarını önlemek ve raf ömrünü uzatmak için de sıklıkla kullanılan katkı maddeleri, en çok çocukları etkiliyor. Gelecek 10 yıl içinde kanser hastalıklarının yüzde 60 oranında artacağını öngören Dünya Sağlık Örgütü ise bu çoğalmanın önemli bir nedeninin beslenme olduğunu açıklıyor” diye konuştu.

TÜKETİCİ RİSKLERDEN HABERSİZ

Son yıllarda, katkı maddesi içeren yiyecek ve içeceklerin tüketiminde büyük bir artış olduğunu belirten İşbilir, “Özellikle şehirde yaşayan ve çalışan birçok kişi, pratik olduğu için hazır gıdalara yöneliyor. Ancak katkı maddeleri konusunda yeterince bilgilendirilmeyen tüketici, risklerden habersiz” dedi.