1-7 Mart Deprem Haftası nedeniyle, büyük yıkımlara ve can kayıplarına yol açan 1999 Gölcük ve 2011 Van depremleri yeniden gündeme gelirken, gözler birinci derece deprem bölgesi olan İnegöl’e çevrildi. İnşaat Yüksek Mühendisi, Belediye Meclisi eski üyesi ve Deprem Araştırma Komisyonu Başkanı Özgür Öztürk, İnegöl’de, 1999 yılından önce yapılmış 4 bin 400 binada yaşayan 80 bin vatandaşın olası bir depremde tehlike yaşayabileceklerini ifade etti.
SONUÇ ODAKLI ÇALIŞTAY DEĞİLDİ

Deprem Haftası nedeniyle gerçekleşen röportajda, Muhabirimiz Yavuz Yılmaz’a özel açıklamalarda bulunan Özgür Öztürk, geçtiğimiz hafta sonu Royal Otel’de gerçekleştirilen İnşaat Çalıştayı’ndan çıkan sonuçları değerlendirdi. İnşaat Yüksek Mühendisi Özgür Öztürk, “Geçen hafta yapılan İnşaat Çalıştayı’nı ilk olması hasebiyle önemli ve değerli buluyorum. Emeği geçen herkese, başta Belediye Başkanımız sayın Alinur Aktaş olmak üzere teşekkür ediyorum. Farklı Mimar, Mühendislik ve Müteahhit gruplarının bir araya getirilmesi ve farklı pencerelerden sorunların ele alınması yıllardır beklediğimiz bir durumdur. Çalıştay’da eksiklikler de olmuştur tabii. Mesela gündem konuları bu gruplara danışılarak oluşturulmalıydı öncelikle. Ayrıca çalıştayın kurgusunu biraz karışık ve yeterince sonuç odaklı bulmadığımı da belirtmek isterim” dedi.

KENTSEL DÖNÜŞÜM ŞART

Öztürk konuşmasını şöyle sürdürdü; “Sayın Prof. Dr. Şerif Barış ne demişti, araştırmalarına göre ‘İnegöl’de 10 yıl içinde 6 şiddetinde bir deprem olma ihtimali yüzde 70. Biz sayın Barış`la Deprem Araştırma Komisyonunda birlikte çalışmıştık. Komisyon şu an yok, aldığımız kararlar ne aşamadadır veya uygulanma noktasında devam edecek mi? Belediyemizden bir açıklama yapılmadı. Bu gelişmelerle ilgili Mimar ve Mühendis çevreleri daha sık ve etkin şekilde bilgilendirilmelidir ki, onlarda bir katkı koyabilsin ve doğru işler daha sağlıklı bir şekilde yapılabilsin. Çünkü İnegöl`ün inşaat geçmişini teknik bakımdan başka bilen yok. Son yıllarda büyük bir depremde hasar görebilecek birçok kamu binasından kurtulduk, bu tabii ki sevindirici bir gelişmedir. Özellikle eski hastane binası beni çok düşündürüyordu. Bir de bu hastaneyi Yeni İnegöl`e yapsaydık dört dörtlük olacaktı. Kentsel dönüşüm için büyük bir avantaj kaçtı maalesef, buna da şükür ne diyelim.”

KENTSEL DÖNÜŞÜM OLURSA KAT ARTIŞI KAÇINILMAZ OLUR

Kat artışı konusunda çalıştayın sonuç raporunda, mevcut İnegöl için kat artışının uygun görülmediği ve bu kat artışının mevcut İnegöl’ün dışında zaten yeteri kadar katlar var denildiğini hatırlatan Öztürk, “Mevcut İnegöl`de pek boş parsel kalmadığını da düşünürsek; bu cümleye katılıyorum, ancak kentsel dönüşüm yapmak istemiyorsak katılıyorum. Peki, kentsel dönüşüm yaptığımız bölgelerde kat artışına ihtiyaç duyulmayacağını nerden biliyorsunuz? Dönüşüm eğer gündeme gelecekse, bu altyapıyla birlikte olacak, dolayısıyla gerekli tedbirler alındığında pekala kat artışı da mümkün ve de kaçınılmazdır” diye konuştu.

4 BİN 400 BİNA DEPREM RİSKİNDE

İnegöl`de 1999 öncesi yapılmış riskli olabilecek 4 ile 7 katlı 4 bin 400 konutun olduğunu aktaran Öztürk, “Buna ilaveten eski sanayi yapılarımız var. Kentsel dönüşüm aynı zamanda eski İnegöl`ün her yönüyle iyileştirilmesi muhtevasını da taşımalıdır. Kısmi iyileştirme zaten olmamalıdır.  Altyapısından otoparkına, yeşil alanından kanalizasyonuna kadar her sıkıntının çözümü amaçlanmalıdır. Dolayısıyla adım adım bu çerçevede hareket etmeli ve Yeni İnegöl projesi de bu işin payandası haline getirilmelidir. Bu konunun uygulanmasıyla ilgili bilgi ve araştırma dökümantasyonunun belediyemizin elinde artık yeterince olduğunu düşünüyorum. Geriye bu konunun doğru şekilde yorumlanması ve maliyet hesabı kalıyor, en zoru da işin bu kısmı.” ifadelerini kullandı.

KENTSEL DÖNÜŞÜM ŞART

“Yapılaşmalarda ne gibi tedbirler alınmalı” sorusuna ise Öztürk, “1999 yılı depreminin ardından hazır beton uygulaması zorunlu hale getirildi. Bundan önceki binalar farklı bir betondu. Kontrollü şekilde yapılmadıkları riski var. Daha öncede bir çalışma yapılmıştı. Fakat yapılan çalışmalarda bina sağlamlıklarının mevcut depreme dayanıklılığı konusunda standartların altında olduğunu görmekteyiz. Çok kötü durumda değiliz ancak elde edilen numuneler gösteriyor ki, standardın altındayız. Dolayısıyla bu binaların risk analizleri yapılmalı. Belli risk bölgeleri oluşturulmalı. Tespit yapıldıktan sonra çalışmaları kentsel dönüşüm çerçevesinde değerlendirmek gerekiyor. Aciliyet sırasına tespitler yapılarak gelecekte görmek istediğimiz İnegöl’ü, otopark sorunu olmayan, altyapısı sağlam, trafik yoğunluğu olmayan bir İnegöl düşünüyorsak, iyileştirmeleri ona göre yapmak gerekiyor. Kentsel dönüşüm odaklı bu sorunlardan kurtulmak gerekiyor” ifadelerini kullandı.
YENİ BİNALAR SAĞLAM

Yeni binaların mevcut deprem yönetmeliğine göre yapıldığının altını çizen Özgür Öztürk, “Olası 6-7 şiddetindeki depremde yeni binalarla alakalı bir sıkıntı olmaz. Ufak tefek yapısal hasarlar olabilir ancak ölümcül kayıplar beklemiyorum. Daha büyük depremler soru işaretidir. Türkiye şartlarında şu anki deprem yönetmeliği yeterlidir” dedi.

MEVCUT İNEGÖL EN RİSKLİ ALAN

Özgür Öztürk, “Birinci derece deprem bölgesi olan İnegöl’ün hangi noktalarında riskler var” sorusunu şu şekilde yanıtladı. “Eski İnegöl yani mevcut İnegöl’ün bulunduğu alan eski dönemler de bir göl olma durumu var. Alüvyon zeminde birleşince yüksek büyüklükteki bir depremde yıkıcı etkilere yol açacağı tahmin edilmektedir. Sıvılaşma da daha çok binaların yana doğru yıkılmasına yol açmaktadır.”

BETONARME GERÇEĞİ VAR

Yapılaşmanın hangi tekniklere göre dizayn edilmesi gerektiği konusunda değinen Öztürk, “Çelik binalar betonarmeye göre nispeten kurallarına göre yapıldığı takdirde daha sağlam gözükse de, Türkiye şartlarında betonarme gerçeği vardır. Böyle bir gelenek vardır. Maliyetini de düşünürsek, betonarme tercih noktasında birinci sıradadır. İşi teknik kurallarına göre yaptığınız sürece sıkıntı olmaz” şeklinde konuştu.

YAPILAŞMAYI YENİ İNEGÖL’E KAYDIRMAK GEREKİR

“Yeni yapılaşmayı hangi bölgelere kaydırmak gerekir?” sorusuna Öztürk, “Köylerdeki nüfus git gide şehir merkezine kaymaktadır. Yeni İnegöl bölgesi ile alakalı mevcut bir planlama vardır eksikte olsa. Yeni İnegöl hedef gösterilmelidir. Bununla ilgili tedbirler alınmalıdır. Yeni Hastanemizi yeni İnegöl bölgesine yapsaydık, yapılaşmayı yeni İnegöl’e kaydırma konusunu daha kolaylaştıracaktır. Yeni yapılacak kamu binalarının özellikle yeni İnegöl’de bir yere tercih edilmesi gerekiyor. Nüfus oraya doğru yönlenmeli. Kamu kurumlarımız ve okullarımızın çoğu İnegöl’de. Eski İnegöl’ün ekonomik bir gerçeği var. Dolayısıyla bu ekonomik gerçeği de hemen silip atamayız. Eski İnegöl’ü tamamen boşaltmak değil, iyileştirmek durumundayız” şeklinde cevapladı.

80 BİN KİŞİ TEHLİKEDE

“İnegöl’de ne kadar insan deprem tehlikesi yaşayabilir” sorusuna, “Riskli olabilecek İnegöl’de 1999 yılından önce yapılmış 4 bin 400 konut vardır. Yaklaşık 80 bin kişi bu konutlarda yaşıyor. Dolayısıyla bu konu ile ilgili kararlı ve aceleci olmak gerekmektedir” dedi.