İnegöl’ün Cuma Mahallesi’ndeki dükkânında mesleğini sürdüren Erkan Genç, yün ve pamuktan yapılan doğal yorganların sağlık açısından önemli olduğunu belirterek, mesleğin artık çırak yetişmemesi nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti
İLKOKULDA YORGANCILIĞI ÖĞRENDİ
Meslek hayatını anlatan Erkan Genç, "Baba mesleğiydi. Babamda 60 sene bu işi yaptı. 1953 yılında ben dünyaya geldim. Babamın yanında çalışarak ilk okulu İshak Paşa'da okudum. Okurken hem yorgancılığı burada öğrendim. Baba mesleği olduğu için. Ondan sonra işte askere kadar, askerden sonra da biraz devam ettik. Sonra İstanbul'a gittim. İstanbul'da da bir yedi sekiz sene çalıştım. Orada da yorgancılık yaptım. Orada biraz daha sanatı ilerlettik. Şu küçük dikişleri, ince dikişleri. Ondan sonra işte 84 müydü evlenmek için gitmiştim zaten. Ondan sonra İnegöl’e tekrar geldim. Babamlar burada yorgancı. Kardeşimle beraber dükkan açtım. 5-6 senede öyle sürdü. Sonra tek başıma işte hala yorgancılık yapıyorum.
60 YILDIR BU MESLEKTE
"Yani abartmayayım da ilkokuldan sonra işte 60 sene kesin. Yaş 73. 13 seneyi sayma ki ilkokulda da dikiyordum ama onu sayma. En az 60. Zaten 75'te dükkan var üzerime kayıtlı. 1975.".
HER MESLEK GİBİ YOZLAŞTI
"Şimdi bunun üzerinde resim yapılan Fatih Sultan Mehmet, Atatürk, işte Kraliçe Elizabeth resimleri üzerine batik boyamayla yapılıyor ama onu kabartması, dikmesi var. Bunlar da yapıldı İstanbul'da. Bunların fırfırlısı, eteklisi, incesi. Şimdi öyle değil şimdi bu sanat her meslek gibi yozlaştı. Zaten kalmadı ki. Bizden sonra kalfa yok. Bunu kim dikecek? İstediğin kadar para ver. Bazıları diyor ki ben istemiyorum. İstese de dikecek kimse yok zaten. Kim dikecek ki? Şu dikişi yapacak yorgancı yok. Benim anam dikiyor. Onlar boş. Onları geç. Kilis yorganları var şimdi hazır iş. Şeye benzetiyorum ben onları. Döner yemeğe gidiyorsun ama tavuk döner yiyorsun et değil. Öyle şeyler kalmadı. Bunun daha neleri var neleri? Yani parayla da bunu diktiremeyecek, bulamayacak. Yani bu sanatı bulamayacak. Bu ince dikiş. Bunu yapacak yorgancı yok. Dikemiyor yani. Diken de yok. Çok mu önemli? Tabii üzülüyorum sanat gidiyor diye. Ben elimden geldiği kadar yaptırmaya, yaşatmaya çalışıyorum. Benden başka da kaldığını bilmiyorum. Yok zannediyorum."
ADIYORGAN
" Şöyle bir şey seri olmadı da yani böyle müşteri geldi Almancı işte Belçikalı falan. Bir ara şey istediler. Almanya'da hatta burada yakında önemli firmalardan isim vermek istemiyorum geldi. Yok ayda bin tane, iki bin tane. Dedim ki ben uğraşamam onla. Kimse de uğraşmaz dedim. Bitti o iş. Makinede yaptırın dedim. Yok el istiyoruz dediler. Ele bir dönüş var ama kim yapacak? Elinde sanatı var. Terzilik gibi. Mesela burada bir sürü terzi var ama benim bildiğim iki üç tane terzi var. Ama sorsan yirmi tane var. Şimdi bunun gibi. Bu da böyle. Adı yorgan."
Prenses 2. Elizabeth'in yorganını İnegöllü yaptı
İhracattan bahseden Genç,"Avrupa'nın hemen hemen her ülkesi aldı. Fransızı, Belçikası, Almanı. Hatta İstanbul'da dernek olarak İngiltere kraliçesine giden yorgan bile var. Böyle İnegöllüden gitti denilseydi daha iyiydi.
Göndermedim de dernek gönderdi.
PRENSESİN YORGANINI 3 KİŞİ YAPTILAR
"Üç kişi vardı. Çok değişik bir şeydi o. Karşılığında derneğe 450 mi 550 mi ne pound para gelmiş. Tabi bu elçilik vasıtasıyla gidiyor. Üç kişi yaptık. Tabii kraliçenin resmi vardı. Öldü. Neydi o ikinci Elizabeth miydi? Tahmine göre yani 80'lerde falan. 80-84 arası mıydı? O aralarda.".
DOĞALDAN VAZGEÇMEYİN
Giyimden yorgana kadar doğaldan vazgeçilmemesi gerektiğinin altını çizen Genç," yün-pamuk yorgan mı yoksa elyaf yorgan mı Sağlıklı?" sorusuna şöyle cevap verdi,"Elyaf kesinlikle elyaf yok. Elyaf öyle bir şey tavsiye edemem. Çünkü onu tavsiye edenin aklından zoru olması lazım. Yün, pamuk.. doğal neyse odur. İnsanoğluna en yakın olan şey yün. Şimdiki yünler zaten yastık da gösterdim ben size. Makinede yıkanıyor. Gerçek yün yani, yıkanıyor. Atıyorsun makineye, yorgan programında yıkanıyor. Elyafa benziyor ama yün. Yeni nesile bunu tavsiye ederim. Yine yaylı yataklarda yatsın ama üstüne mutlaka incecik ya da işte yorgan gibi yünden bu yünden örtsün. Bu taranmış yünden. Bunun tozu yok, çöpü yok, kokusu yok, hiçbirisi yok. Yani eskiden merdanede böyle örüyorlardı anlasınlar diye söylüyorum. Hatta gösterebilirsin. Yaptırsınlar, romatizmalıdır, sağlıktır. Doktor söylemiş bana hastanede. Ona da yaptım. Şimdi mesela bir tane böbrek üroloji mi diyorlar. O da istiyor işte. Yatak üstüne yün yorgan yap diyorlar. Doğallığı arıyorlar. Elyaf Petrol. Petrolden yapılan madde. Yani plastik. Onu örtünüyorsun, onun üstüne yatıyorsun. Bir de şöyle bir şey var, şimdi belki çok tuhaf gelecek insanlara. Yün ısıtır değil mi? Hayır. Şimdi insan vücudu 36. Isıtsa durabilir misin? O zaman o ne yapıyor? Yün vücuttaki ısıyı muhafaza ediyor, dışarıdaki soğuğu engelliyor. Seni ısıtmıyor, koruyor. Öyle olsa koyunların hepsi ölürdü. Ama elyaf öyle değil. Elyaf terletir, baş ağrısı yapar, hafiftir. Şimdiki yünlerde hafif 2 kilo yorgan benim yorganım. Yüzüyle beraber içinde 2,5 kilo yün var. Bu yünü kullanacaksın, temiz. Öbür yünü bende istemiyorum, tozu var. Teşekkür ediyorum. Belki biraz bilgilendirme gibi oldu. Millete diyorum yünle pamuktan vazgeçmeyin mümkünse.".
Tüm haberler yüklendi.
Haber yüklenirken bir hata oluştu.

















Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın