Vehbi Koç İlkokulu çok amaçlı salonunda, İnegöl Toplum Sağlığı Merkezi’nde görevli Dr. Serkan Toker ile Ebe Semiha Aksoy’un konuşmacı olduğu seminere Milli Eğitim Şube Müdürü Mahmut Güven, İnegöl Toplum Sağlığı Merkezi Sorumlu Hekimi Hakan Akyol ile öğretmenler katıldı.
Kişisel hijyen konusunda bilgilendirme yapan Ebe Semiha Aksoy, “Temizlik, sağlığımızı devam ettirmek ve bulaşıcı hastalıklardan korunmak, sosyal yaşantımızda temiz olmak, başkalarıyla olan ilişkimizi olumlu etkiler. Temizlik insanın kendine saygısını ve özgüvenini arttırır. Mikrop ve parazitlerin vücudumuza yerleşmesini önlemek için, düzenli olarak kendi vücudumuzun ve giysilerimizin yıkanmasıdır. Sabun, vücut yüzeyinde biriken yağlara bağlanır, onları vücut yüzeyinden uzaklaştırır. El temizliği; tuvaletten önce ve sonra, Yemeklerden önce ve sonra, uykudan önce ve kalktıktan sonra, para alış verişinden sonra, hapşırdıktan ve öksürdükten sonra Pis ve pis olması muhtemel eşyaya dokunduktan sonra, hasta insanlara dokunmadan önce ve sonra, kedi, köpek ve diğer tüm hayvanları dokunduktan sonra, saç, kulak, burun, cilt vb. temastan sonra, kimyasal maddelere dokunduktan sonra, kirli hissedildiği her zaman yıkanmalıdır” dedi.
UYGUN AYAKKABI SEÇİMİ
Ayak temizliği konusunda da bilgiler veren Aksoy, “Ayak sağlığı için temizlik kurallarının uygulanması ve uygun bir ayakkabı seçimi önem taşır. Ayaklar sık yıkanıp, özellikle parmak araları iyi kurulanmalı. Her gün çorap değiştirilmeli, terlemeyi engelleyen pamuklu çoraplar tercih edilmeli. Varsa mantar hastalığı tedavi ettirilmeli. Mevsime göre ayakkabı seçilmeli. Ayak yapısına uygun ortopedik ayakkabılar tercih edilmeli. Tırnak uçlarının altında birçok mikrop kolayca yerleşip üreyebilir. Bu nedenle, tırnak diplerinin temizliği çok önemlidir. Tırnaklar haftada bir kesilmelidir. Diş ve diş etlerinin temizlenmesi ve ağzın bol su ile çalkalanması ile ağız bakımı sağlanır” diye konuştu.
HER GÜN BANYO YAPIN
Haftada en az iki kez, yaz aylarında ise her gün banyo yapılması gerektiğine dikkat çeken Aksoy, “İç çamaşırı sık değiştirilmeli, özellikle her banyodan sonra temiz çamaşır giyilmelidir. Mevsime ve işe uygun kıyafet/çamaşır seçilmelidir. Koku giderici, parfüm ve deodorantlar vücut temizliği yapıldıktan sonra kullanılmalıdır. Vücuttaki istenmeyen tüyler sık temizlenmelidir Saçların, haftada 2-3 kez yıkanması gerekir. Saçlı deri yağlı ise, daha sık yıkanmalıdır. Saçlar kökleri ile beslenir. Taramak, fırçalamak, parmak uçları ile masaj yapmak kan basıncını hızlandırır ve saçları besler. Saçların boyanması ya da saça kimyasal maddelerin uygulanması saçın ve saçlı derinin sağlığını bozabileceği için bu tip uygulamalardan kaçınmalıdır” ifadelerini kullandı.
HER YIL 14 BİN KİŞİ VEREM OLUYOR!
Verem hastalığı konusunda bilgi veren Dr. Serkan Toker ise, “68. Verem Eğitim ve Propaganda Haftası 04-10 Ocak 2015 tarihleri arasında düzenlenmektedir. Bu haftanın amacı, toplumun verem hastalığı ve hastalıkla mücadele konusunda bilinçlendirilmesidir. Verem mikrobunun insanlarda yaptığı bir hastalıktır. En sık akciğerleri olmak üzere tüm organları tutabilir (Lenf bezleri, kemik, böbrek, beyin vb.). Tedavi edilmezse hayatı tehdit edebilir. Bugün, dünya nüfusunun üçte biri (yaklaşık 2 milyar kişi) vücudunda verem mikrobunu taşımaktadır. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 9 milyon kişi verem hastalığına yakalanmakta ve 1,5 milyon insan veremden ölmektedir. Kayıtlara göre Türkiye’de her yıl yaklaşık 14 bin kişi verem hastalığına yakalanmaktadır. Türkiye`de 10-15 milyon nüfusun enfekte olduğu, yani vücutlarında verem mikrobu olduğu tahmin edilmektedir. Gelişmiş ülkelere göre, verem hastalığına yakalanma oranı hala çok yüksektir” dedi.
13 BİN VEREM HASTASI VAR
Türkiye’nin 2013 yılı toplam verem hasta sayısı 13 bin 409 olduğunu aktaran Dr. Toker, “Verem, tedavi görmemiş veya düzenli tedavi görmeyen hastaların aksırma, öksürme ve konuşmaları sırasında havaya yayılan mikropların solunum yoluyla alınması ile bulaşır. Verem mikrobu güneş görmeyen ve iyi havalanmayan yerlerde saatlerce havada kalabilir. Tedavi olmayan bir verem hastası her yıl yaklaşık 10-15 kişiyi enfekte eder. Verem mikrobu vücuda girdikten sonra yıllarca hastalık yapmadan akciğerlerde bekleyebilir. Vücudunda verem mikrobu taşıyanların yaklaşık yüzde 5-10’u daha sonraki yıllarda verem hastası olur” diye konuştu.
VEREM TEDAVİSİ
Toker, “Verem hastalığı düzenli ilaç kullanmakla 6-9 ayda tamamen iyileşir. İlaçlarını düzenli kullanan hastalar başkalarına hastalık bulaştırmaz. Verem tedavisinde kullanılan ilaçlar Verem Birimlerinde (verem savaşı dispanseri) ücretsiz olarak verilir. Doğrudan Gözetimli Tedavi (DGT), Verem ilaçlarının her gün bir sağlık personelinin ya da yetkilendirilmiş bir kişinin gözetimi altında içilmesidir. Bu sayede ilaçların düzenli kullanımı sağlanır. Tedaviyi reddeden hasta hayatını kaybedebilir” ifadelerini kullandı.
İNEGÖL’DE 38 VEREM HASTASI VAR
Toker, İnegöl’de Verem tanısı konulmuş 38 hastanın var olduğunu da sözlerine ekledi.
Öte yandan, seminere katılan öğretmenlerin, kendi öğrencilerine verem seminerleri vermeleri istendi.

















Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın