Düzenlenen yemeğe Türk Eğitim-Sen Bursa 2 Nolu Şube Başkanı Selçuk Türkoğlu, Yönetim Kurulu Üyeleri, Türk Eğitim Sen İlçe Başkanı Şenol Şahin ile işyeri temsilcileri katıldı.
SAYIMIZIN ÇOK VEYA AZ OLMASI ÖNEMLİ DEĞİL
Yemeğin ardından bir konuşma yapan Türk Eğitim Sen İlçe Başkanı Şenol Şahin, “Geçen seneye göre üyelerimizde azalma görülmekte. Bu üyelerimizin istifa ettiği anlamına gelmiyor. Bizim Anadolu’ya gönderdiğimiz üyelerimizin karşılığında İnegöl’e gelen öğretmenlerimiz bir başka sendikaya üye olarak gelmekteler. Bu 30-40 gibi bir azalma gözüküyor ama biz 15 Mayıs itibariyle bu farkı kapatacağımıza inanmaktayız. Çünkü kara görülmüş, artık vadedecek bir şey kalmamıştır. Vadedilecek bir şey kalmadığından dolayı artık tehdit başlamıştır. Bizim memuriyetimiz elden gidiyor deyince bunu da fırsata çevirme hasıl olmuş. Eğer memuriyet elden giderse, 657 değişirse biz sizi koruruz diyor. Bunu diyen sendikacı zaten memur sendikası olmayacaktır. Onun için biz doğru bir yerdeyiz. Bursa’da 9 bin civarında üyemiz var. Biz kendilerine bir ahlak abidesi olarak görüyoruz. Sayımızın çok veya az olması önemli değil. Herkese davetimize katıldığı için teşekkür ediyorum” dedi.
BURSA’DA MAHKEME KARARLARI UYGULANMIYOR
Bursa’da hukuk işletilmediğini ifade eden Türk Eğitim-Sen Bursa 2 Nolu Şube Başkanı Selçuk Türkoğlu, “Bursa’da mahkeme kararları uygulanmıyor. Bursa Milli Eğitimi hukuku ve mahkeme kararlarını tanımıyor. 2014 yılının baharında 30 mart yerel seçimlerinden önce o seçim hengamesinde dershane yasası diye bilinen ancak dershanelerin kapatılmasıyla birlikte içerisinde Milli Eğitim Temel Kanunu ve Milli Eğitim Teşkilat yapısıyla alakalı ciddi değişiklikler oldu. Bu değişikliklerle beraber yalnızca Bursa’da bin 500’e yakın okul müdürü, müdür yardımcısı, müdür başyardımcısı görevden alındı. Diyorlardı ki, kanunlar geriye doğru yürümez. Müktesep haklar elden alınmaz. Ancak Bursa’da bunun tam tersi oldu. Kanunlar geriye doğru yürüdü. Müktesep hakların hepsi elden alındı. Bununla alakalı bir hukuk devletinde ne yaparsınız? Mahkemeye gidersiniz. Yalnızca bizim üyelerimiz adına 120 arkadaşımız için Bursa’da İdare Mahkemelerine gittik. 7,5-8 aylık süre sonra dava açtığımız bütün arkadaşların davalarını kazandık. Dava kazanınca 30 gün içerisinde başlatmaları lazım. 30 günü beklettiler. Mesai bitimine yakın bu arkadaşları görevlerine başlattılar. Kimini 5 dakika sonra, kimini ertesi gün tekrar hepsini bir başka kılıf bularak, biz bir daha değerlendirdik ve yine düşük puan verdik diyerek görevden aldılar. Sabrı olan, mücadeleye inanan arkadaşlarımızın bir kısmıyla ikinci davaları açtık. Diğerleri şerrinize lanet, Allah belanızı versin dedi, büyük bir kısmı emekli olup, gitti. İkinci davalarını açtığımız arkadaşlarımızın 20 tanesi ikinci mahkemeyi de kazandı. Bu ikinci mahkemeyi kazanan arkadaşlarımızı yine 30’ncu günün sonunda göreve başlattılar. Fakat onları da kimini 5, kimini 10 gün sonra 9 Şubat’ta biz sizi yeni yönetmeliğe göre yeniden mülakata alacağız dediler ve bir daha görevden aldılar. Ondan sonra gücü, inancı olan, mücadele edeceğim diyen arkadaşlarımızın şuan üçüncü davalarını açtık. Allah’ın izniyle bu davaları da kazanacağız. Şimdi hal böyleyken siz mahkeme kararlarını tanımıyorsunuz. Bir kılıf uyduruyorsunuz, kafanıza göre içtihat yapıp, yorumluyorsunuz. En son İl Milli Eğitim Müdürlüğüne gittik, 80’e yakın mahkeme kararının orijinalini Milli Eğitim Müdürlüğünün önüne dizdik, üzerine benzin döküp yaktık. Uygulanmayan mahkeme kararını biz ne yapalım? Eğer mahkeme kararları da bir hukuk devletinde uygulanmayacaksa, bize işaret edilen adres neresidir? Hakkımızı nerede alacağız? Bizim şu mahkeme işimizi, idareyle olan işimizi çöz diye mafyaya mı gideceğiz? Buradan Bursa Cumhuriyet Başsavcısına ve Cumhuriyet Başsavcılığına bir daha sesleniyorum; Bursa İl Milli Eğitim Müdür vekili Veli Sarıkaya, milli eğitim bürokratları, Bursa Valisi, Adliye binasında sizin İdare Mahkemelerinizin vermiş olduğu kararları tanımıyor, uygulamıyor” diye konuştu.
ÇOCUKLARIMIZA MİRAS BIRAKACAĞIMIZ BİR KİN TOHUMU EKİYORSUNUZ
Anayasa da açıkça mahkeme kararlarını uygulamanın suç olduğunun yazdığını belirten Türkoğlu, “Yeniden ve bir kez daha Cumhuriyet Başsavcılarını ve Bursa Cumhuriyet Başsavcısını bu konuda görev davet ediyorum. Kamuda, Cumhuriyet tarihinin ve darbe dönemlerinin belki de en kıyıcı, en ağır baskısının hissedildiği bir süreci yaşıyoruz. Yönetim zihniyet itibariyle tam bir yezidi metodu uyguluyor. Benden olanlara her yol serbest, benden olanların normalde olmaması gereken işleri bile olsun. Fakat benim gibi düşünmeyen, benim gibi inanmayan, bana köle olmayan, benim yandaş sendikama mensup olmayanların ise, en meşru, en mütevazi, en basit haklarını bile yok fark eden bir siyasi iradeyle karşı karşıyayız. Onunla bir mücadele içerisindeyiz. Bu anlamda genelde kamu hayatında, özelde Bursa eğitiminde bir zulüm var. Biz her defasında zulüm var dediğimizde kardeşim nedir zulüm diyorlar. Bunu diyen arkadaşlar kendilerinin iki saatlik ders programı değiştiğinde bir bakıyorsunuz kıyametler kopuyor. Şu çuvaldız başkasına batarken, bir defa da küçücük iğneyi kendinize batırsanıza. Zulüm deyince ille de Bilal-i Habeşi gibi güneşe gerdirip üzerinize kayamı koyacaksınız. Beklentiniz nedir? Benim eğer ekmeğimi alıyorsa, benim 20 yıllık birikimimi alıyorsa, benim bütün tecrübelerimi yok sayıyorsa, kariyeri mi yok sayıyorsa, hakkımı gasp ediyorsa bu devrin zulmü budur. Buradan açıkça söylüyorum; emin olun çocuklarımıza miras bırakacağımız bir kin tohumu ekiyorsunuz. Bu ektiğiniz kin tohumları büyüyecek ve bu mutsuzluğumuzu mutlaka boğacak. Sonuç itibariyle biz hep çalışma barışından yana olduk. Üye sayılarımız azalmıyor. Birilerinin üye sayısı çok fazla artabilir. Bursa’ya bine yakın aday öğretmen geldi. Yarıya yakını Bursa’nın kendi öğretmeni. Bir diğer yarısı da atamaları başka illere çıkmış, ancak stajını burada yapacak öğretmenlerimiz. Bir bakıyorsunuz bunların büyük bir çoğunluğunu toplamışlar okul müdürü odalarına, yandaş sendikanın temsilcileri gelmiş, arkadaşlar yakında mülakatınız var, sınavla aday öğretmenlikten kurtulacaksınız diye o gencecik, mesleğe adımını yeni atmış insanları işleriyle, ekmekleriyle tehdit ediyorlar. Bundan daha alçakça nasıl bir tavır olabilir. Sonuçta biz insanları bu iktidar döneminde tanıma fırsatı bulduk. Gücü, yetkiyi, makamı ele geçirince karakterlerini ve mayalarını görmüş olduk” şeklinde konuştu.

















Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın