Yeni bir okula başlamak; çocuklar için yeni öğretmenler, arkadaşlar ve rutinlerle tanışmak anlamına gelirken ebeveynler için de önemli bir değişim sürecini beraberinde getiriyor.DoğaKolejiOkulÖncesi ve İlkokul Rehberlik Bölüm Başkanı Büşra Aparan Akın, okulauyumsürecinin yalnızca çocuk açısından değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, çocuk, aile ve okulun bu dönemde birlikte yeni bir ilişki ve güven alanı oluşturduğunu ifade etti. 
“Ağlamak, uyum sağlayamadığı anlamına gelmez”
Okula uyumun, çocuğun ilk günden itibaren hiç ağlamaması ya da hemen sınıfa girmesi anlamına gelmediğini vurgulayan Akın, “Uyum; çocuğun zaman içinde okulda kendini güvende hissetmesi, öğretmeniyle bağ kurması, günlük akışı tanıması, ihtiyaçlarını ifade edebilmesi ve ailesinden ayrıldıktan sonra yeniden sakinleşebilmesidir. Bazı çocuklar ilk gün kolaylıkla sınıfa girerken bazıları daha fazla zamana ihtiyaç duyabilir. Her çocuğun mizacı, gelişimsel özellikleri ve değişime verdiği tepki farklıdır. Bu nedenle çocukları birbirleriyle karşılaştırmamak gerekir.” dedi.
Ebeveynin kaygısı çocuğa yansıyabilir
Çocukların ebeveynlerinin yalnızca söylediklerini değil, ses tonlarını, yüz ifadelerini ve beden dillerini de takip ettiğine dikkat çeken Akın, anne ve babaların bu süreçte sakin, net ve güven veren bir tutum sergilemesinin önemini vurguladı.
Okula ilişkin çocuğa gerçekçi ve sade bilgiler verilmesini öneren Akın, “Hiç üzülmeyeceksin, çok güzel olacak” gibi kesin ifadeler yerine, yeni bir başlangıcın hem heyecanlı hem de zaman zaman zorlayıcı olabileceğinin anlatılabileceğini belirtti.
Vedaları uzatmayın, duygularını küçümsemeyin
Okul kapısındaki vedaların kısa, sevgi dolu ve kararlı olması gerektiğini belirten Akın, çocuktan gizlice uzaklaşmanın güven duygusunu olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti. “Bunda ağlanacak ne var?”, “Arkadaşların ağlamıyor” ya da “Artık büyüdün” gibi ifadeler yerine çocuğun yaşadığı duygunun kabul edilmesini önerdi.
Akın, “Çocuğa ‘Benden ayrılmak şu anda sana zor geliyor, seni anlıyorum’ diyebiliriz. Ancak duygusunu kabul etmek, kararı ona bırakmak anlamına gelmez. ‘Gitmek istemediğini anlıyorum; bugün yine de okula gideceğiz’ yaklaşımı hem empatiyi hem de ebeveynin güven veren kararlılığını gösterir.” ifadelerini kullandı.
“Okul çıkışını sorguya çevirmeyin”
Uyum döneminde düzenli okul devamlılığının korunmasının, uyku ve beslenme rutinlerine dikkat edilmesinin önemli olduğunu belirten Akın, okul çıkışında da çocukların yoğun sorularla karşılanmamasını önerdi.
“Bugün ne yaptın?”, “Ne yedin?”, “Ağladın mı?” gibi peş peşe sorular yerine önce çocukla yeniden bağ kurulabileceğini ifade eden Akın, “Seni gördüğüme sevindim” gibi bir karşılama cümlesinin ardından “Bugünün en güzel kısmı neydi?” gibi açık uçlu soruların çocukların kendilerini daha rahat anlatmalarına alan açabileceğini söyledi. 
“Uyum bir yarış değildir”
Okul ve aile arasındaki güven ilişkisinin çocuğun uyum sürecini doğrudan desteklediğini belirten Büşra Aparan Akın, ebeveynlerin kaygılarını çocuğun yanında tartışmak yerine öğretmenleriyle paylaşmalarının önemine dikkat çekti.
Akın sözlerini şöyle tamamladı:
“Her çocuk okula kendi hızında uyum sağlar. Uyum bir yarış değildir. Önemli olan  çocuğun hiç zorlanmaması değil; zorlandığında onu anlayan, sakin ve güven veren yetişkinlerin yanında olduğunu bilmesidir. Ailenin ve okulun aynı güven duygusunda buluşması, çocuğun yeni dünyasına çok daha sağlam adımlarla ilerlemesini sağlar.”